|
|
||
|
William Waterhouse ( Echo & Narcissus )
Echo; ormanın derinliklerinde yaşayan çok güzel bir su perisiydi. Öylesine duru bir güzelliği vardı ki, görenler dönüp bir daha bakmaktan kendilerini alamazlardı. Gelgelelim, Echo'nun büyük bir derdi vardı; Ne zaman konuşmaya başlasa susmak bilmiyordu, o dillere destan güzelliğine bile gölge düşüyordu bu huyu. Günün birinde Echo'nun bitip tükenmek bilmeyen gevezeliği tanrılar tanrısı Zeus'un karısı evlilik tanrıçası Hera'nın sabrını taşırdı ve Echo'nun sadece duyduklarının son kelimesini tekrarlamasını sağlayacak bir büyü yapmaya karar verdi. Böylece Echo, ormanda hep başkalarının en son söyledikleri sözleri tekrar ederek ama hiç konuşmadan günlerini geçirmeye başladı. Günler günleri kovaladı, birgün ormanın derinliklerine doğru bir avcı süzüldü. Echo, bu güçlü kuvvetli yakışıklı gence tutuluverdi, ormandaki sıkı koruluklar kalkanı oldu Echo'nun ve takip etmeye başladı aşığını. Narcissus herşeyden habersiz ormanın derinliklerinde ilerlerken, Echo onu gözden kaybetmeden, onunla birkaç kelime edebilmek için yanıp tutuşarak ilerliyordu adım adım, ama Hera’nın hain büyüsü yüzünden tek bir kelime bile edemeyeceğini bilerek... Nihayet o an geldi ve Narcissus, "Merhaba" dedi Echo'ya sadece tekrar edebildiği aşığının dediğini Hera'nın kendisine yaptığı büyüye lanet ederek... "orada biri mi var? diyebildi. Echo'da umutsuzca... Kibirli Narcissus, konuşmanın böyle sürüp gitmesinden, bir su perisine bu kadar vakit ayırmaktan sıkılmış bir halde Echo'dan ve ormandan öfke içinde ayrıldı. Güzeller güzeli su perisi Echo, üzüntüsünden, ne yaparsa yapsın sevdiği adama hiçbir zaman ulaşamayacağını bilmenin ağırlığından olsa gerek günler ve geceler boyunca kendisini hapsettiği dağda ağladı, ağladı, ağladı ve sonunda taşa döndü.
Kibirli Narcissus başkaları onu
yücelttiği sürece iyi, aksi takdirde ise sadece umursamayarak devam etti
yoluna... Olympos'un ihtişamlı tanrıları Narcissus'un yaptıkları ve yaşadığı
hayatı yüzünden köpürdüler öfkelerinden zavallı bir ölümlünün bu denli
kibirli olmasını cezalandırılmayı hakkettiğine oybirliğiyle karar verip, bir
oyun hazırladır. Güzel bir yaz günü, Narcissus ormanda avlanırken, küçük bir
göle ulaştı, susuzluğunu gidermek için eğildiğinde, çok yakışıklı bir adamın
aksini "yani kendisini" gördü... heyecanla bu adama dokunmak için suya
daldırdı elini, suda hareler oluştu ve akis görünmez oldu... Tanrılar ona
orada kalıp kendi görüntüsüne hayranlıkla
Nergis çiçeğinin sadece Karaburun yarımadasında yetişmesinden dolayı Narcissus’un burada yaşadığını bize düşündürmektedir. |